Serebral palsi; doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrası erken dönemdeki, beyin hasarı sonucu ortaya çıkan, ilerleyici olmayan ancak yaşla birlikte değişebilen, hareketi kısıtlayıcı, kalıcı motor fonksiyon kaybı, postür ve hareket bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Motor geriliğine; duyusal, bilişsel, iletişim, algılama, epilepsi, davranış bozuklukları ve ikincil olarak gelişen kas iskelet sistemi sorunları eşlik eder. Serebral palsili çocukların büyük bir kısmı zamanla daha iyi duruma gelirken, bir kısmı da gelişebilecek ek sorunlar nedeni ile daha kötü bir tablo sergileyebilir. Oluşacak ek sorunları engellemek ve çocukların yaşam kalitelerini artırmak için, mümkün olan en erken yaşta tedaviye başlamak gerekir. Türkiye’de TÜİK 2012 verilerine göre bilinen 600 bin serebral palsili birey bulunmakta fakat içinde bir çok engel durumunu bulunduran serebral palsi ülkemizde çoğu kişi tarafından bilinmemektedir. Bir serebral palsili bireyde aynı anda birden fazla engel durumu bulunmasından dolayı ihtiyaçları farklılık göstermektedir.

Tüm serebral palsililerin yaklaşık %75’inin hamilelik sırasındaki nedenlere bağlı olarak, %10-15’inin zorlu doğum nedeniyle, bir kısmının yeni doğan dönemindeki rahatsızlıklara bağlı olarak, geri kalan %10’unun ise, yaşamın erken haftalarındaki kaza ve hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. 

 

Doğum öncesi nedenler

  • Kan uyuşmazlığı
  • Enfeksiyonlar
  • Metabolik hastalıklar (Şeker hastalığı, yüksek tansiyon vb)
  • Dokuların oksijensiz kalması (Karbonmonoksit zehirlenmesi, anemi, hipotansiyon, kordon dolanması vb)
  • Kanamalar (anneye ait zehirlenmeler, travma ve kanamalar)
  • Annenin yaşı (16 yaşından küçük veya 40 yaşından büyük)
  • Kalıtımsal nedenler

 

Doğum sırasındaki nedenler

  • Erken doğum (34 haftadan önce doğumlar)
  • Düşük doğum ağırlığı (≤ 1500 gr )
  • Zor doğum
  • Şiddetli sarılık
  • Oksijensiz kalma
  • Nefes alamama
  • Çoğul gebelik
  • Forseps kullanımı

 

Doğum sonrası nedenler 

  • Enfeksiyonlar
  • Kazalar
  • Tümöral nedenler
  • Zehirlenmeler
  • Kanamalar
  • Travmalar 
Serebral palsi belirtileri hafif ila şiddetli arasında geniş bir yelpazede yer alır ve bireyden bireye değişiklik gösterir. SP'li bazı insanlar yürümek ve oturmakta zorluk çekerken, diğerleri nesneleri kavrama ile ilgili sorunlar yaşayabilir. Belirtiler zamanla daha şiddetli hale gelebilir veya hafifleyebilir. Ayrıca, beynin etkilenen kısmına bağlı olarak farklı belirtiler görülür. En sık görülen belirtiler aşağıda sıralanmıştır: Yuvarlanma, tek başına oturma veya sürünme gibi motor beceri gelişiminde gecikmeler Kas tonusunda aşırı sertlik ya da gevşeklik gibi değişiklikler Konuşma gelişiminde gecikmeler ve konuşma zorluğu Kaslarda spastisite adı verilen sertlik ve abartılı refleksler Ataksi olarak adlandıran kas koordinasyonu zayıflığı Titreme ve istemsiz hareketler Sık sık düşme Yutma problemleri Vücudun bir tarafını tercih etme, örneğin nesneleri hep aynı elle tutma Nöbet, zihinsel yetersizlik ve körlük gibi nörolojik problemler
Bebeklik döneminde sürekli ağlama, huzursuzluk, zayıf emme, başı tutamama, ısrarlı ve sürekli kusma, çevreden gelen uyarılara cevap vermeme, önceleri gevşeklik ve sonraları kasılmalar, vücudun ve uzuvların asimetrik duruşları gibi faktörler yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğuna işarettir. İlerleyen dönemlerde dönememe, sürünememe, oturamama, vücut ve uzuvlarda asimetrik duruşlar, görme – işitme – konuşma – davranış bozuklukları, salya kontrolü problemleri gibi durumlar varsa bu bulgular bebekte gelişim geriliğine işarettir ve hekim kontrolü gerektirir. Beyin hasarına ait bu bulgular doğuştan itibaren var olmasına rağmen serebral palsi tanısı bebek gerekli aşamaları yapamayınca ve hareket bozuklukları gösterince konur. Gerçek anlamda CP tanısı ancak bebek 12aylık olduktan sonra konabilirse de 2 yaşından önce kesin karara varmaktan kaçınmak gerekir.Çocuk büyüdükçe başlangıçtaki nörolojik tablo da merkezi sinir sistemi gelişmesine paralel olarak değişir. Bazı olgular nöromotor yönden giderek gelişir ve klinik sorunlar kendiliğinden azalır. Birçok olguda ise nöromotor gelişim geriliği belirginleşir ve çocuk giderek CP tiplerinden birine uyar. Merkezi sinir sistemi gelişiminin 3-6 yaşlar arasında plato çizmesiyle klinik tablo yerleşir. Bu nedenle özellikle cerrahi tedavi planını yapmak ancak 4-5 yaşından sonra olasıdır. Çocuk büyüdükçe deformiteler ve hareket güçlüğü gelişimi engeller, akranları ile arasındaki fark belirginleşir.Bağımsız ambülasyon(yürüme) genellikle 2-7 yaş arası kazanılabilir. Aileden alınan hikaye, çocuğun muayenesi ve yardımcı labaratuar incelemelerle tanı konulur. Öncelikle aileler çocuklarının diğer çocuklardan daha yavaş geliştiklerini gözlemlerler ve bunun üzerine bir gelişim nöroloğuna başvururlar. Hekim öncelikle çocuğun öyküsünü öğrenmek isteyecektir. Yani doğum öncesinde, doğum sırasında veya sonrasında oluşan olumsuz bir olay olup olmadığını sorgulayacaktır; gerekirse doğum yapılan hastaneden ve bebeğin doğumdan sonra tedavi gördüğü hastaneden yazılı bilgi (epikriz) alınır. Bulguların ilerleyici olup olmadığı mutlaka sorgulanır. Kazanılan becerilerin kaybı varsa serebral palsi dışında aileden gelen kalıtsal hastalıklar olup olmadığı araştırılır. Çocuğun gelişim basamakları değerlendirilir; yani çocuğun ulaştığı kaba motor, ince motor, dil ve sosyal gelişim düzeyi gözden geçirilir, yaşına göre varsa eksik alanları belirlenir. Nörolojik değerlendirmede ; serebral palsiyi düşündüren çeşitli refleks ve nörolojik testlere bakılır.Hareketlerin her iki vücut yarısında simetrik olup olmadığına bakılır. Aynı zamanda çocuğun çevreyle ilişkisi, tepkileri, davranışları da gözlenir. Çocuk istemli bir harekete yönlendirildiğinde kollarında ve/veya bacaklarında kasılma, gerginlik, normal dışı duruş pozisyonu ya da istemsiz hareket olup olmadığı belirlenir. Ek sorunlar (görme, işitme gibi) gözden geçirilir.
Beynin çeşitli kısımlarını etkileyen farklı tipte SP'ler vardır. Serebral palsinin spastik, atetoid, ataksik, hipotonik ve karışık tip olmak üzere beş farklı formu bulunur. Her tip, kendine özgü spesifik hareket bozukluklarına neden olur. Spastik serebral palsi: SP’li kişilerin yaklaşık %80'ini etkileyen en yaygın tipidir. Kaslarda sertliğe, abartılı reflekslere ve hareket zorluğuna neden olur. Spastik SP'li birçok insan, yürürken dizlerini bükme veya bacakları ile makas benzeri hareketler yapma gibi hareket anormalliklerine sahiptir. Diskinetik serebral palsi: Diskinetik SP'li bireyler vücut hareketlerini kontrol etmekte zorlanırlar. Hastalık kollarda, bacaklarda ve ellerde istemsiz, anormal hareketlere neden olur. Bazı durumlarda, yüz ve dil de etkilenir. Hareketler yavaş ve burulma şeklinde veya hızlı ve düzensiz olabilir. Etkilenen kişinin yürümesini, oturmasını, yutmasını veya konuşmasını zorlaştırabilir. Hipotonik serebral palsi: Hipotonik tip, kas tonusunun azalmasına ve aşırı gevşek kaslara neden olur. Kollar ve bacaklar bir bez bebek gibi sarkık görünür. Bu tip bebeklerin baş kontrolleri yetersizdir ve nefes almakta zorlanabilirler. Ayrıca konuşma zorluğu, reflekslerde zayıflık ve yürüme anormallikleri de bulunabilir. Ataksik serebral palsi: Denge ve derinlik algısı ile ilgili sorunlara neden olur. En az görülen tiptir. Genellikle düzensiz ve sakar görünen istemli kas hareketleriyle karakterizedir. Bu forma sahip kişilerde koordinasyon sorunları vardır. Yürümek, nesneleri kavramak ve yazmak gibi motor işlevleri yerine getirmekte zorluk çekerler. Karışık tip: Bazı insanlarda farklı tiplerde görülen belirtilerin bir kombinasyonu görülür. Buna karışık serebral palsi denir. Karışık tipteki vakalarının çoğu, spastik ve atetoid formların birleşimi şeklinde görülür.

Beslenme sorunları: Erken bebeklik döneminde emme ve yutma sorunları görülebilir. Özellikle su içme beslenme sırasında görülen öksürük beslenme problemlerinin habercisi olabilir.  

Bilişsel sorunlar: Bilişsel sorunlar serebral palsiye eşlik edebilir. Ancak her serebral palsili bireyde bilişsel problem görülmez. Hatta bazı durumlarda zekanın normal sınırların üzerinde olduğu görülür.  

Epilepsi: Beyin hücreleri arasındaki elektriksel aktivitenin bozulması ile ortaya çıkar. Serebral palsili olguların %22-40’ında epilepsi eşlik eder. Epileptik nöbetlerin sıklığı genellikle 16 yaşından sonra azalması beklenir. Bu durum yaşamsal fonksiyonları ve gelişimi etkileyebileceği için erken dönemde bir Çocuk Nöroloji Uzmanı tarafından görülmesi önerilir. 

Dil ve Konuşma sorunları: Konuşma bozuklukları serebral palsi şiddeti ile doğru orantılı olup yaygın olarak görülür. Ortaya çıka sorunlar ağız-dil çevresi kaslarla ilgili olabildiği gibi beyindeki dil-konuşma merkezinin etkilenmesine bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Görme bozuklukları:  Özellikle erken doğum ile birlikte ortaya çıkan görme problemleri daha çok şaşılık ile kendini gösterir. Ancak bunun yanı sıra görme derinliğinde ve keskinliğinde azalma, görsel algı bozuklukları duruma eşlik edebilir. Şüphe duyulan bir durum söz konusu olduğunda en kısa sürede bir Göz Hastalıkları Uzmanına başvurulması önerilir.

İşitme sorunları: Beyindeki etkilenime bağlı olarak farklı şiddette işitme kaybı görülebilir. Bu durum öğrenmeyi ve dil-konuşma gelişimini etkileyebileceğinden erken dönemde bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı’na danışılması önerirlir.

Mide ve bağırsak sorunlar: Duruş ve hareket bozuklukları ile birlikte görülen kas gevşekliği ve/veya sertlikleri sıklıkla reflü, kusma, kronik kabızlık ve kronik karın ağrısına neden olabilir. Böyle bir durumun varlığında Gastroenteroloji Uzmanına başvurulması önerilir.

Solunum sistemi ile ilgili sorunlar: Özellikle erken doğuma bağlı olarak akciğer ve ilişkili yapıların gelişmemesine bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi, katı ve sıvı besinlerin solunum borusuna kaçması nedeni ile ortaya çıkan pnömoniler, solunum kaslarının koordinasyonundaki sorunlar ve skolyoz gibi ortopedik sorunlar nedeniyle kronik akciğer hastalığı gelişebilir. Böyle bir durumun varlığında Göğüs Hastalıkları Uzmanına başvurulması önerilir.

Kemik erimesi: Serebral Paslisi çocuklarda beslenme yetersizlikleri, antiepileptik ilaçlar ve hareketsizlik gibi nedenler kemik erimesine ve ilerleyen dönemlerde kemik kırıklarına neden olabilir. 

Oral-motor problemler: Serebral palside ağız çevresi kaslarındaki gevşeklik, genel kas sertlikleri, gövdedeki kas gevşekliği oral motor problemlere neden olur. Bu durum yemek yeme ve çiğneme becerisini de olumsuz yönde etkiler.

Kronik Ağrı: İlerleyen yaşla birlikte kas-iskelet sisteminde ortaya çıkan şekil bozuklukları özellikle gövdede skolyoz, kalça eklemindeki çıkık ağrının temel nedenidir. Ancak bunun dışında, kaslardaki kronik sertlik, hareket kısıtlılıkları ve kabızlık ağrıya neden olan diğer faktörler olarak bilinir. 

İdrar tutamam: Mesane kasının fazla aktivitesi, artıp azalan kas gerginlikleri ya da nörojenik mesane nedeniyle idrar tutamama nedeni olarak bilinir. Böyle bir durumda Üroloji Uzmanına başvurulması önerilir. 

Uyku sorunu: Serebral palsili çocuklarda ağrı, kas sertlikleri, solunum yollarındaki tıkanmalar, ve duyusal problemler uyku problemlerine neden olabilir.