In Akademik Yazılar, Psikoloji

Kekemelik, konuşma bozuklukları içinde en çok bilineni olmasına karşın; tanımlanması en zor olanıdır. Birçok farklı bakış açısına bağlı olarak kekemelik tanımları da değişkenlik göstermektedir. Ayrıca kekemeliğin başlangıç, biçim ve şiddetindeki şaşırtıcı değişimlerde genel bir tanımlama yapmayı güçleştirmektedir.

Genel olarak kekemelik terimi sözel anlatımı sıklıkla ve önemli ölçüde bozan konuşma kusurları anlamında kullanılmaktadır. Konuşmanın ritmik akışını bozacak şekilde sık sık duraksama veya ara vermeyle veya seslerin, hecelerin veya sözcüklerin uzatılması veya tekrarıyla karakterize bir konuşmadır. Başka bir ifadeyle kekemelik: konuşmanın akıcılığının kesilmesi, kelimelerin parçalanması, seslerin tekrar edilmesi ve uzatılmasıdır. Bunlara konuşmaya ilişkin kaygı ve konuşma öncesinde ve konuşma sırasında jest ve mimiklerde gözlenen mücadele tepkileri eşlik eder.

Serabral palsili bireylerde ortaya çıkan akıcı konuşma sorunları; genellikle serabral palsiye bağlı durumlar olarak ele alınmaktadır. Ancak konuşmanın akıcılığındaki bozulmalar, serabral palsinin dışında nedenlerle açıklanabildiği takdirde kekemelik olarak ele alınmalı ve uygun tedavi/terapi programı planlanmalıdır.

 

Kekemeliğin Sıklıkla Ortaya Çıktığı Durumlar

Aslında kekemelik her bireyde farklı ortamlarda, farklı nedenlerle ve farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir. Genel olarak bireyde kaygı ve korku yaratan tüm ortam ve durumlarda, yorgunluk ve uykusuzluk durumlarında kekemeliğin tetiklendiği söylenebilir. Örneğin bazı çocuklar otorite figürleri ve okulda, sık kekelerken; bazıları kendilerini yalnız ve gergin hissettiklerinde kekemelikleri artmaktadır. Kimileri telefonda konuşurken daha tutuk konuşabilir. Şarkı söylerken, fısıltıyla konuşurken ve hecelerken daha az takılabilirler. Bazı vakalarda ana dilini konuşurken kekemelik ortaya çıktığı halde farklı bir dili konuşurken kekemelik görülmeyebilir.

Kekemelik ne kadar ağır olursa olsun, birey her zaman ve sürekli olarak kekelemez. Bu kişilerin kekelemeden, rahat ve düzgün konuştuğu durum ve anlarda vardır. Kısaca kekemelik sorunu yaşayan birey bazen günlerce ve haftalarca kekelemeden konuşabilir.

 

 

 

Kekemeliğin Başlangıç Yaşı

Kekemelik genellikle 2 – 7 yaşları arasında ortaya çıkan bir iletişim problemidir. Bu yaşlar konuşmanın kazanıldığı yaşlardır. Bu dönemde kekemelik birdenbire başlayabilir. Ancak çoğunlukla çok hafif ses yinelemeleriyle başlayarak yavaş yavaş kelime ve cümle tekrarlarına doğru ilerleyebilir. Bazı çocuklarda o kadar hafif başlar ki, anne baba ne zaman başladığını fark edemez. Çocuk, çoğunlukla kekemeliği okul öncesi çağda geliştirmeye başlamaktadır. İlkokul döneminden sonraki yaşlarda kekemeliğin başladığı pek ender görülmektedir. Bu dönem de kekemeliğin başlama sınırı 14 – 15 yaşlarıdır. İlk çocuklukta başlayan kekemelik yaş ilerledikçe artar, ergenlik çağında kuvvetlenir. 18 – 20 yaşlarında sonra hafifleyebilir.

Kekemeliğin Oluş Nedenleri:

Kekemeliğin bilinen kesin bir nedeni olmamasına karşın; kekemelikte bio-psiko-sosyal faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Buna göre bazı araştırmalar kekemeliğin organik ve genetik temelline ilişkin ipuçlarını incelerken; diğer bazı araştırmalarda psiko-sosyal faktörlerin etkileri üzerinde durulmuştur.

Kekemeliğin Tedavisi:

Kekemelik tedavisinde öncelik doğru ve tam bir kekemelik tanılamasının yapılmasıdır. Tedavide bireyin yaşadığı kekemeliğin şiddeti, sıklığı, süresi, türü ve bazen nedenleri oldukça önemlidir. Genellikle tedavide psikolojik sağaltım, konuşma eğitimi ya da sağaltımı birlikte yürütülmektedir. Tedavi sürecinde aile ve okul mutlaka işbirliği içinde olmalıdır.

Ailelere Öneriler:

 

  • Eğer çocuğunuz kekemelik başlangıcı veya kekemeliğe özgü bir konuşma bozukluğu yaşıyor ise, çocuğun en yakın­ları başta olmak üzere, anne baba kardeş ve evdeki diğer üyeler bu durumla ilgili kaygılarını kesinlikle çocuğa belli etmemelidirler.
  • Anne ve baba çocuklarının ko­nuşmasını bölmeden, sabırla, duydukları endişeyi açığa vur­madan ve çocuğa konuşmasının farklı olduğunun hissettirmeden onu dinlemelidirler.
  • Çocuğunuz konuşurken onun dudaklarına değil yüzüne bakınız ve nasıl söylediğinden çok ne söylediğini dinleyiniz.
  • Çocuğunuzun kendi konuşması hakkında, ‘kekeme’ ta­nımını duymasına asla izin vermeyin.
  • Başkalarının yanında kekemeliğinden söz etmeyin
  • Çocuğa, “Hızlı konuş, yavaş konuş, konuşmadan önce iyi düşün, tekrar söyle” gibi ona konuşmasının iyi olmadığı düşüncesini verecek her türlü müdahaleden kaçının..
  • Çocuk iyi konuşurken rahatlamış, duraksamalar yaşar­ken de şaşkın ve korkulu yüz ifadelerinden kaçının.
  • Çocuğunuz konuşmasını toparlamaya çalışırken sabırsızlığınızı göstermeyin. Bu gibi durumlarda bekliyormuş gibi davranmayın ve normal yüz ifadenizi koruyun.
  • Çocuğunuzun söylemek istediklerini kendi tümce yapınıza çevirmeyin. Yani çocuğunuzun cümlesinden anladıklarınızı kendi cümlelerinizle ona tekrar iletmeyin. Çünkü bu ona eleştiri gibi görünebilir
  • Ço­cuğu aşırı heyecanlandıracak, utandıracak, hayal kırık­lığına uğratacak durumların oluşmasına engel olun.
  • Çocuğun konuşması kesinlikle taklit edilmemelidir, başkalarının da taklit etmesine izin vermeyin.
  • Çocuğunuzun konuşmasının bozulduğunu bildiğiniz ortamlarda ya da durumlarda konuşmasını istemeyin.
  • Heyecanlandığı durumlarda dikkatini başka tarafa çekerek sakinleşmesi sağlayın
  • Konuşmayla ilgili her türlü aktiviteyi eğlenceli bir du­ruma dönüştürmeye çalışın. Fıkralar anlatın, çocuğun seveceğini bildiğiniz hikâyeler okuyun. Eğer çocuğu­nuzun günün belli zamanlarında konuşmasının zorlaş­tığını fark etmişseniz bu zamanlarda okuma yapmaya çalışın. Okuma iki önemli sonuç verir. Bozuk konuş­manın yaşanma olasılığını önler ve çocuğun eğlenceli bir konuşma aktivitesiyle meşgul olmasını sağlar. .
  • Aşırı baskıcı, kuralcı ve mükemmeliyetçi tutumlardan vazgeçin. Sakin ve huzurlu bir ev ortamı yaratmaya çalışın.
  • Çocuğunuzu kardeşleriyle ve başkalarıyla kıyaslamayın.
  • Çocuğun özgüvenini arttırıcı yönde davranın. Olumlu ve başarılı yönlerini öne çıkartın. Küçük sorumluluklar vererek başarı duygusunu yaşamasını sağlayın.
  • Gerginliklerini atabileceği, rahatlayabileceği etkinlikler düzenleyin. Örneğin ilgi alanına yönelik çalışmalar planlayın ve bunların sürekliliğini sağlayın.
  • Aileler çocuklarının konuşmasının en çok ne zamanlar bozulduğuna dikkat etmelidirler. Çocuk bir şeyler an­latırken mi zorlanıyor yoksa ilgi istediği zamanlarda mı? Eğer dikkat isteği söz konusu ise yani çocuk bo­zuk konuştuğunda çevresinden ilgi ve sempati toplu­yorsa, bu ilgi ve sempati normal konuştuğunda yok ise, çocuğun düzgün konuştuğu zamanlarda da ilgi ve dikkat gösterilmelidir.
  • Çocuğunuzu mümkün olan en iyi fiziksel kondisyonda tutun.
  • Eğer çocuk konuşmasıyla ilgili sorunu fark eder ve açık­lama isterse, her­kesin zaman zaman böyle konuşabileceğini, ama bun­da üzülecek bir şey olmadığını söyleyin: Ve bu konu hakkında fazla açıklama yapmaktan ve konuşmaktan kaçının, çünkü çocuklar söylenilenle, kastedilen arasın­daki farkı anlayabilirler. Gerekirse soruna ilişkin açıklamayı bir uzmanın yapmasını sağlayın.
  • Çocuğunuz artık kekemelik yaşadığını öğrendiyse. Bu durumla ilgili olarak konuşmasına, sorular sormasına izin verin.

 

Öğretmenlere Öneriler:

Yukarıdaki davranış stratejileri anne ve babalar için ol­duğu kadar, sınıfında kekemelik başlangıcını yaşayan öğren­cisi bulunan yuva öğretmenleri ve eğitimciler için de geçerlidir.

  • Yuvaya giden bir çocukta kekemeliği arttırıcı, çocukta baskı oluşturduğu düşünülen durumları öğretmenler gözlemlemeli ve bu durumları kontrol altında tutmalıdırlar. Öğret­menin çocuğa karşı sabırlı, anlayışlı, güvenilir ve pozitif olma­sının çocuğa yardımı büyüktür.
  • Erken kekemelik gösteren çocuğun telaffuzu asla düzeltilmemeli veya dikkatini konuşmasındaki bozukluğa çekebilecek hiçbir çağrışım yaratılma­malıdır.
  • Öğretmen çocuğun konuşmasının bozuk olacağını önceden tahmin ettiği ve beklediği zamanlarda çocuğu ko­nuşmanın sorumluluğu altına sokmamalı, ama konuşması düzgün olduğu zamanlarda bu fırsatı değerlendirmelidir.
  • Er­ken kekemeliği olan çocuğun ailesine sakin ve soğukkanlı olmaları önerilir. Aslında bu çocuğun bütün çevresine, öğ­retmenine ve sınıf arkadaşlarına da önerilecek bir davranıştır.
  • Çok çabuk sinirlenen, çocuğa hatasından dolayı yüklenen, sınıf içerisindeki çocukların birbirlerine olan hoş olmayan davranışlarına izin veren öğretmen, çocukta endişe ve korku duygulan yaratır. Diğer taraftan çocuğun konuşma hatalarını normal ve herkesin yapabileceği türden bir dil sürçmesi olarak değerlendiren ve bu davranışıyla da diğer çocuklara örnek oluşturan öğretmen tutumunun erken kekemeliği olan çocuğa olduğu kadar, bütün diğer çocuklara da, daha fazla yaran ola­caktır.
  • Çocuktan yapabileceğinin üzerinde şeyler beklemeyin. Sınıfta yapılacak koro çalışmaları, toplu söylenen marşlar, ritmik etkinliklere katılımı sağlanmalıdır.
  • Sınıfın kekeme çocuğa karşı durumunu kontrol ederek olumsuz tutumları ortadan kaldırmaya gayret ediniz
  • Çocuğun başarılı olduğu işlerle kendini sınıfa kabul ettirmesine yardımcı olunuz.
  • Çocukların yanında başkalarıyla kekemeliği hakkında konuşmayınız.
  • Aileyi tanıyıp onlarla iş birliği yapınız.

 

Klinik Psikolog

Mustafa SUNGUR

sungurm@gmail.com

Bize Ulaşın

Bize bu formu doldurarak ulaşabilirsiniz. En kısa sürede size dönüş yapacağız.