MUSTAFA SUNGUR

Yazar : MUSTAFA SUNGUR


PANDEMİ DÖNEMİNDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN KORUNMASI

VE NORMALLEŞME SÜRECİNE UYUMLU GEÇİŞ.

Yaşamımızda beklenmedik şekilde ortaya çıkan, tüm günlük yaşam rutinlerimizde değişikliklere neden olan ve uzun süren durumlar; kontrol algımızı azalttığı ve öngörme becerilerimizi zayıflattığı için kaygılı hissetmemize neden olabilmektedir. Pandemi dönemi de bunun gibi yaşamımızda ciddi değişimlere neden olan bir dönem olarak değerlendirilebilir. Pandemiyle birlikte birçok kişinin günlük yaşamında değişimler ortaya çıktı. İş yaşamı, aile ile ilişkiler, sosyal yaşam, eğitim faaliyetleri ve hatta sağlıkla ilgili birçok hizmet; daha önce deneyimlemediğimiz bir biçimde değişime uğradı. Tüm bu değişimlere uyum sağlamanın ötesinde; normalleşmenin zamanını kestirememekte birçok kişide kaygılı, depresif ya da tahammülsüz bir duygu durumu tetikledi.

Pandemi dönemlerinde ruh sağlığımızı korumak ve süreci duygusal sosyal ve fiziksel açıdan sağlıklı geçirebilmek için bir takım önlemler almak önemlidir. Bu gibi dönemlerde ruh sağlığını bütüncül olarak korumak ve güçlendirmek için; öncelikle fiziksel sağlığı ön planda tutmak gereklidir. Sağlıklı beslenmek, uyku düzenini bozmamak, her gün fiziksel egzersiz yapmak ve zararlı alışkanlıkları azaltmak bu noktada oldukça önemlidir.

Bunlara ek olarak olumsuz duygulardan uzaklaşmak için düşüncelerimizi olumlu ve kontrol edilebilir alanlara yönlendirmek önemlidir. Cevabı olmayan sorular (pandemi ne zaman biter, sevdiklerimiz hastalığa yakalanır mı vb), kendi kontrol alanımızın dışındaki alanlarla ilgili negatif düşünceler (Dünya bu hastalıktan kurutulamayacak, hiçbir şey eskisi gibi güzel olmayacak vb), kaygılı ve depresif duygularımızı artırabilmektedir. Bu nedenle bakış açımızı kısa vadeli planların olduğu, kontrol edebileceğimiz alanlarda pozitif bir yöne çevirmemiz yararlı olacaktır.

Günlük yeni rutinlerin oluşturulması yine ruh sağlığımızı güçlü tutan başka bir etkendir. Yaşam rutinlerle güvende ve tahmin edilebilir algılanmaktadır. Rutinler oluşturulurken günlük ve haftalık planlar yapmak, bu planlamaları spor, eğitim, sosyal ilişkiler, hobiler ve fiziksel sağlıkla ilgili yapılacaklar çerçevesinde oluşturmak önemlidir.

Ruhsal olarak bizi dengeleyen diğer bir alan ise sosyal ilişkilerimizdir. Bu dönemlerde arkadaş ve yakınlarla iletişim mutlaka sürdürülmelidir. Yine yardım davranışları psikolojik olarak güçlü hissettiren davranışlardır. Yardım etmek, birlikte bir sosyal sorumluluk projesi yürütmekten; arkadaş ve yakınlarınızla destekleyici, yol gösterici iletişimler kurmaya kadar uzanan geniş bir alanı kapsar.

Pandemi Döneminde Çocukların Psikolojik Sağlamlığının Korunması

Pandemi döneminde özelikle yetersizlikten etkilenmiş bireylerin; fiziksel ve ruhsal sağlıklılıklarını sürdürebilmeleri için öncelikle yaşanan durumu doğru algılamalarını sağlamak önemlidir. Bu nedenle salgının ne olduğu, bulaşıcılığı, korunma yolları gibi konular bireyin zihinsel düzeyi ve yaşı dikkate alınarak açıklanmalıdır. 

5 yaş ve altındaki çocuklar, dünyada kötü bir şeyin olmakla olduğunu henüz anlayamazlar ancak anne baba ve bakıcılarının üzüntü, stres ve kaygılarını fark ederler. Ebeveynleriyle birlikte benzer duygular yaşamaya ve göstermeye başlayabilirler. Bu dönemdeki çocuklar ayrıca, nedensiz yere ağama, diğer insanlardan çekinmeye başkama oyun oynamama ya da önceden keyif aldıkları aktivitelerden uzaklaşma vb. gibi farklı davranışlar sergileyebilirler.

6-11 yaşlarındaki çocuklar salgının ne olduğunu ve insanları nasıl etkilendiğini çeşitli yönleriyle somut düzeyde anlayabilirler. Bu nedenle kendilerinin ya da aile üyelerinden birinin zarar görebileceğine yönelik yoğun endişe yaşayabilirler. Bazı çocuklar herhangi bir neden olmaksızın öfkelenebilir ve saldırganca davranabilirler. Baz çocuklarda ise öz bakım becerilerinde gerileme olabilir ve ebeveynlerinin kendilerine yemek yedirmesini ya da kıyafetlerini giydirmesin isteyebilirler yetişkinlerin kendileriyle daha sık ilgilenmesi için ısrarcı olabilirler.

12-18 yaş arasındaki ergenler, içinde bulundukları gelişimsel dönem nedeniyle bazı fiziksel ve duygusal değişimler geçirirler. Bu dönemde, salgına dair kaygı ile başa çıkmak zor olabilir. Yaşça daha büyük ergenler kendilerine ve ebeveynlerine karşı hiç stres ve kaygı hissetmiyormuş gibi davranabilirler. Sorulara alışıldık bir şekilde sadece 'iyiyim' diyerek yanıt verebilirler, hatta üzüldüklerinde bile sessiz kalabilirler. Bazı ergenler fiziksel ağrı ya da sancılardan şikâyet edebilirler çünkü Kendilerini duygusal olarak gerçekten neyin rahatsız ettiğini belirleyemezler Ayrıca salgın endişesi nedeniyle bazı fiziksel sıkıntılar yaşayabilirler. Bazıları ise evde ya da sosyal ortamlarda kurallara uymakta çeşitli sorunlar yaşayabilirler.

Çocuklara pandemi anlatılırken; kısa fazla ayrıntıdan uzak ve daha çok korunma yollarının ön plana çıkarılması önemlidir. Bu yaş grubuna, hastalıkla ilgili fazla ayrıntı vermek, hastalığın tehlikeli ve kontrolsüz yanlarını anlatmak kaygılarını arttırabilir. Bu nedenle hastalıktan korunmanın kolay yolları anlatılarak çocukların kontrol algısı güçlendirilmeli ve kaygıları azaltılmalıdır. Örneğin ellerimizi yıkayıp, maskemizi takınca güvendeyiz ve güçlüyüz benzeri açıklamalar bu yaş için uygun olacaktır. Sevdiği şarkıyı söylerken ellerini yıkamak, iyi uyumak, düzenli beslenmek gibi önlemlerden söz ederek güçlü yanlarını fark etmesini sağlamak önemlidir.  Yine çocuğun merak ettiği her konuyu anlatmasına izin vermek, duygularını ortaya koymasına fırsat vermek ve duygularını anladığınızı çocuğa hissettirmek oldukça önemlidir. Çocuklar hastalıkla ilgili korku, kaygı yaşayabilirler, ağlama ve öfke nöbetleri yaşayabilirler. Bu durumlarda yetişkinin sakin ve anlayışlı tavrı çocuğu iyi hissettirecektir.

Tüm çocuklarla konuşurken öncelikle kendi kaygınızı kontrol etmeye çalışın ve bunu çocuğunuza yansıtmadığınızdan emin olun. Sakin bir ses tonu ile çocuğun göz hizasına gelerek onunla uygun bir ortamda konuşun. Çünkü siz çok kaygılı olduğunuzda çocuğunuz da sizinle birlikte kaygılanacak ve bu durum onun için korkutucu olacaktır. 

Çocuğunuzun konuya dair ne bildiğini öğrenin. Size bildiklerini anlatmasına izin verin. Çocuğun bilmek istediği kadar ona bilgi verin, Çocuğun yaşına ve zihinsel düzeyine uygun bilgi vermek önemlidir. Sormadığı detayları anlatmayın. Çocuğun sorduğu sorunun cevabını bilmiyorsanız bunu açıkça ifade edin. Cevabı öğrendiğinizde onunla paylaşacağınızı söyleyin. Çocuğun bu konuya dair duygularını ifade etmesine yardım edin.

Çocukların sosyal medyada kendilerine uygun içeriğe ulaştıklarından emin olun. Bu virüse ve salgına dair asılsız haberlere ve virüsün yarattığı olumsuz etkilere dair görüntülere ulaşmalarına engel olun.

Birlikte yemek yemek, sohbet etmek vb. aile rutinlerinizi koruyun. Bu, çocuğun yaşadığı belirsizlik hissinin azalmasını sağlayacaktır. Özellikle yetersizlikten etkilenmiş çocuklarda günlük planlar yapılmalıdır. Çocuk ertesi sabah uyandığında o gün temel olarak neler yapacağını bilmeli ve bu planlat dâhilinde bir rutin oluşturulmalıdır. Yetersizlikten etkilenmiş çocuklarda günlük rutin içinde mutlaka aynı saatlerde güne başlamak, özel eğitim ile ilgili bir çalışma yapmak, egzersiz ya da eğitim saati planlamak, gün içinde mutlaka telefon ya da internet yoluyla ev dışından bir arkadaş, yakın ya da eğitimciyle konuşup iletişim kurmasını sağlamak ve çocuğun sevdiği bir aktiviteye yer vermek oldukça önemledir. Gün içinde televizyon izleme, bilgisayar cep telefonu kullanma saatlerini düzenlemek; bu saatleri kesintisiz en fazla 1 saat kullanmasını sağlayarak gün içinde ara ara izin vermek; çocuğun sosyal ve duygusal açıdan daha rahat olmasını sağlayacaktır.

Çocuklar sevdiklerini kaybetmeye dair korku yaşıyor olabilir. Bu korkuyu sizinle paylaşması ona iyi gelecektir. Çocuğa bu duruma dair stresli hissetmesinin normal olduğunu, ama bu dönemlerin gelip geçici olduğunu açıklayın. Çocuğu konuşmaya teşvik edin. Onu neyin korkuttuğunu bilirseniz, sakinleşmesine yardımcı olmak daha kolay olacaktır.

Normalleşme Sürecine Uyumlu Geçiş

Genel olarak yaşanan köklü değişimler yetişkinlerde olduğu gibi çocukların da güvenlik algılarını tehdit eder çünkü her değişim belirsizlikler içerir. Nedenleri iyi anlatılmamış, içeriği hakkında yeterli bilgi verilmemiş değişiklikler çocuklarda tedirginlik hissi oluşturabilir. Çocukların adaptasyon sürecine yardımcı olmak için anne babaların çocuklarla etkili bir iletişim kurması çok değerlidir. 

Yeni normale geçiş sürecinde uzun süredir ebeveynleri ile aynı ortamda kalan çocuklar, bu yeni düzene ve günlük rutine alışmış olabilirler. Yetişkinlerin sosyal/iş yaşamına dönecek olması, uzun süredir onlardan ayrı kalmayan çocuklarda korku, kaygı, üzüntü gibi duygular uyandırabilir. Uzun süredir arkadaşlarından ve sosyal çevresinden uzak kalan çocuk; sevdiklerine sarılmak, öpmek isteyebilir ya da dışarıdaki maskeli insanlar çocuk üzerinde kaygı/korku uyandırabilir. Çocuklar maske kullanmaktan sıkılabilir, istemeyebilirler.

Çocukları değişimin her aşamasından haberdar etmek, olası tepkileri içtenlikle dinlemek, endişelerini anlamaya çalışmak ve samimi bir iletişim ortamı oluşturmak süreci kolaylaştırabilir. Pandemi döneminde, süreci çok iyi yürüttüğünü ve yeni normale geçiş aşamasında da uyumlu ve başarılı olacağına dair güvendiğinizi söylemek çocuklar için çok önemli olacaktır. 

Bununla birlikte yakın gelecekteki sürecin belirsizliği ebeveynler üzerinde de kaygıya sebep olabilir. Bu durumda anne babanın öncelikle kendi iyilik halini gözetmesi ve duygularını çocuğun gelişimine uygun bir şekilde paylaşabilmesi çocuğun da psikolojik dayanıklılığını destekleyebilir. Yetişkinler yeni normale geçiş aşamasında yaptıkları ve söyledikleriyle çocuklara model olmaktadırlar. Bu bağlamda yetişkinlerin süreci nasıl yönettiklerinin önemli olduğu da unutulmamalıdır.

2-6 Yaş Dönemi 

Henüz somut bir dönemde olan 2-6 yaş dönemi çocukları için yeni normalleşme ve dışarı çıkma süreci oyunlaştırılarak anlatılabilir. 

Dikkat edilmesi gereken noktalar çocuğun gelişimine uygun bir şekilde adım adım verilerek somutlaştırılabilir. (Örneğin alınması gereken önlemlerle ilgili tekerlemeler oluşturulabilir, evde yere daire çizilerek hayali fiziksel mesafe anlatılabilir vb.) 

Çocuklar uzun bir süre sonra sevdiklerini ve arkadaşlarını gördüğünde sarılmak, öpmek isteyebilirler. Çocuğun yaş dönemine uygun olarak evde mesafe kavramları somutlaştırılabilir.

Pandemi öncesindeki hayat düzeninin aynı devam edeceğini düşünen çocuklar için yeni normalleşme süreci hayal kırıklığına, umutsuzluğa, öfkeye ve kaygıya yol açabilir. Bu durumda çocuğun duygularını ifade edebilmesi için fırsat verilmelidir. Neler hissettiği sorularak duygularını paylaşması için teşvik edilebilir. Çocuğun yaş grubuna ve ihtiyacına uygun olan bilgilendirmeler yapılabilir. Başkalarının da zaman zaman benzer duygular yaşayabileceği, endişelenebileceği ve çocuğun paylaştığı duygularla ilgili yalnız olmadığı vurgusunun yapılması destekleyici olacaktır. 

Çocuk maske takmak istemediğinde gelişimine uygun bir dille takmasının gerekliliği ifade edilebilir ve hijyen koşulları gözetilerek maskeler çocukla birlikte süslenebilir. Uzun süredir evde ve sosyal mesafe sınırlarında yaşayan çocuk için ani ve keskin yaşam değişiklikleri zorlayıcı olabilir. Bu nedenle yeni normalleşme sürecinin adım adım verilmesi ve ani rutin değişikliklerinden kaçınılması, çocuk ve bakım veren için kolaylaştırıcı olabilir. 

Ebeveynleri ile aralıksız birlikte olmaya alışan çocuk için, anne babanı çalışma hayatına dönmesi zorlayıcı olabilir. Bu noktada çalışma hayatına dönülmeden önce pandemi öncesindeki rutinin çocuğa hatırlatılması ve çocuğun gelişimine uygun olarak yeni rutinlerin ifade edilmesi de önemlidir. 

6-10 Yaş Dönemi 

Okul çağının başında olan 6-10 yaş arası çocuklar kendi tercihlerini ve bireyselliklerini ifade etmeye başladıkları bir dönemdedir. Buna rağmen normalleşme sürecine adapte olurken açık bir dille anlatılmış, tutarlı olan kurallara ihtiyaç duyarlar. Bu yaştaki çocuklar kendilerini korumayı (fiziksel mesafe, hijyen) somut olarak anlayabilecek durumda olmalarına rağmen, birkaç aydır farklı bir yaşam tarzına sahipler. Normalleşme süreci başlasa da yaşamın, eskiden bildikleri gibi devam etmeyeceğini anlamak için yardıma ihtiyaçları olabilir. 

Okul çağının başında olan bu yaş grubu çocuklar yeni normale geçiş sürecinde arkadaşları ve öğretmenlerini merak edebilir. Bu süreçte onlarla iletişimde olması çocuklara iyi gelebilir. 

Bu geçiş sürecinde adaptasyonu kolaylaştırmak ve çocukların kaygılarını azaltmak için somut ifadelerle karantina sürecine kıyasla, riskin azaldığını ve bu nedenle belirlenen zamanlarda gerekli önlemler alınarak dışarı çıkılabileceği anlatılabilir. 

Çocuklar için ne zaman ne yapabileceklerini bilmek faydalı olabilir ve anne baba ile çocuk arasındaki çatışmayı azaltabilir. Ebeveynlerin normale geçiş süreci çerçevesinde çocukla birlikte bir program hazırlayıp bunun görselleştirilmesi ve olası durumlar üzerine konuşulması çocuklara iyi gelebilir. 

Ebeveynlerin fiziksel mesafe ve hijyen uygulamalarının üzerinden geçmesi, çocukların bunları özümsemesi ve hatırlaması için faydalı olabilir. Bu süreçte oyundan faydalanılarak, bu kurallarla ilgili hatırlatıcı olacak oyunlaştırmalar yapılabilir. Hikâyeleştirerek bu kuralları aktarmak çocuklar için daha akılda kalıcı olabilir. 

  Çocuklar,  normale geçiş sürecindeki düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini yazmaya ya da birlikte konuşmaya teşvik edilebilir.. Bunlar; onlara akıllarında olanları paylaşmaları için bir alan açabilir, bu da iyileşme ve güçlenme süreçlerine destekleyici olabilir. İçinde bulunduğumuz bu geçiş döneminde bazı çocuklar stres, öfke, kaygı gibi olumsuz duygular deneyimleyip uyum sağlamakta zorluk çekerken bazı çocuklar ise kolaylıkla uyum sağlayabilir. Geçiş süreci için belirtilen tüm bu yaklaşımlar ve aşamalar ise çocuklarda güven duygusu oluştururken, kaygılarını azaltmalarını ve sağlıklı şekilde yeni normale adapte olmalarını kolaylaştırabilir.

10-13 Yaş Dönemi 

Evdeki yetişkinlerin yeniden ev dışında bir yerde çalışmaya başlaması, daha çok sokağa çıkılıyor olması ve yeniden okula başlanacak olması gibi durumlar çocuklarda endişe yaratabilir. Çocuğun duyguları kabul edilmeli ve bu duygularını açıkça ve dürüstçe ifade edebileceği güvenli bir ortam sağlanmalıdır. Bu yaş grubundaki çocuklar artık neden- sonuç ilişkisi kurma, çevresinde olan biteni anlama, soyut düşünebilme yeteneklerini geliştirmekte oldukları ve olayları irdeleme becerisi kazandıklarından uygun şekilde anlatıldığında işbirliği yapabilirler. 

Özgürlük ve bağımsızlık temalarının öne çıktığı bu ön ergenlik döneminde bazı çocuklar salgınla ilgili tedbir uygulamalarını kabullenmekte ve yeni normale uyum sağlamakta zorlanabilirler. 

Diğer insanlarla fiziki mesafeyi koruma, maske kullanımı gibi tedbirlere gerekli önemi göstermekte zorlanabilirler. Bu durumla başa çıkabilmek için çocuğun çevresindeki yetişkinlerin çocuğa örnek teşkil etmesi iyi bir yöntem olabilir. Çevresindeki yetişkinlerin neden ve nasıl bazı tedbirlere uyduğunu sosyal gözlem yoluyla öğrenen çocuk kendisi de bu tedbirleri uygulamaya eğilimli hale gelebilir.

Bu yaş grubundaki çocuklar ergenlik döneminin bilişsel özellikleri gereği riskleri küçümsemeye eğilimli olabilirler. Kişisel korunma araçlarını kullanmayı reddedebilirler. Böyle bir durumda da çocuğun anlayabileceği düzeydeki bilimsel açıklamalarla birlikte çocuğun örnek alabileceği tutumları sergilemek olumlu olabilir.

13-18 Yaş Dönemi 

Bu yaş grubunda ebeveynler samimi bir sohbet ortamı oluşturarak çocukların duygu ve düşüncelerini paylaşmaları için alan açabilirler. Çocukların hangi bilgilere ihtiyaç duyduğunu anlayıp ihtiyaçlarına yönelik bilgi paylaşımında bulanabilirler.  

Anne babaların bu süreçte çocuklarla yakın ilişkide olmaları ve çocuklarının duygu geçişlerini görmeleri çocukların duygularını düzenlemelerine yardımcı olabilir. Yargılamadan, sabırla ve güç eşitsizliği oluşturmadan çocukların kaygılarını, korkularını, eve olan özlemlerini veya evden yoğun kopma isteğini duymak ve dinlemek, çocukların duygu- düşüncelerini ifade etmesine ve sürece daha kolay adapte olmasına destek sağlayabilir. 

Ergenlik dönemindeki çocukları; evde kalıp kendisinin, ailesinin ve diğer insanların sağlığını korumaya yardımcı oldukları için takdir etmek çocukların iyi hissetmelerini sağlayabilir. 

İçerisinde olduğumuz süreçte alınan önlemler doğrultusunda birlikte hareket edildiği ölçüde bu sürecin bir noktada bitebileceğini ve bilim insanlarının tedavi süreçleri için çalıştıklarını vurgulamak unutulmaması gereken bir diğer önemli konudur. 

Aynı zamanda bu sürecin her zaman zorlukları ve sıkıntılı deneyimleri barındırmadığını, olumlu ve güzel hissettiren yeni deneyimleri de konuşmak (yeni edinilen hobiler, ailecek bir arada zaman geçirmiş olmak, sevilen aktivitelere daha çok zaman ayırabilmek vb.), aile içerisinde bu paylaşımları yapmak destekleyici olabilir. Unutulmamalıdır ki zorlayıcı deneyimlerden öğrenerek, gelişerek, büyüyerek çıkmak da mümkündür. Çocuklar yeterli ölçüde desteklendikleri ve tamamen güvende hissettikleri koşullarda içlerindeki gücün farkına vararak herkesi kendilerine hayran bırakacak seviyede zorlayıcı durumlarla başa çıkabilme kapasitesine de sahiptirler. 

Klinik Psikolog 

Mustafa SUNGUR