BANU ANLAR

Yazar : BANU ANLAR





Beslenme epilepsiyi etkiler mi?

 

Epilepsisi olan hastaların düzenli beslenmeleri, öğün atlamamaları gerekir. Çünkü kan şekerinin düşmesi nöbet geçirmeyi kolaylaştırabilir. Benzer şekilde kanda kalsiyum, sodyum gibi maddelerin düzeylerinin azalması (her insan için zararlı olmakla birlikte) nöbete yatkınlığı olan hastalarda özellikle risk oluşturur. Bazı epilepsi ilaçları da kanda bu maddelerin miktarını azaltabilir. Bu nedenlerle uzun süreli epilepsi tedavilerinde aralıklı olarak kan ölçümleri yapılır. 

 

Kan şekerinin düşmesi kadar, süratli ve ani yükselmelerinden de kaçınılması gerekir. Epilepsi tedavisinde şeker ve karbonhidratı azaltılmış beslenme programlarının yeri bilinmektedir: ketojenik diyet, Atkins diyeti gibi. Gerçekten de ilaca dirençli epilepsisi olan hastaların bazılarında bunlar nöbet kontrolü sağlamada etkili yöntemler olarak kabul görmektedir. Bu programların en zor yanı, uzun süre devam edilmesinin güç oluşu ve hastaların biz süreden sonra ağız tadı nedeni ile buna uymakta zorlanmalarıdır. Buna yönelik olarak 2005 yılında ketojenik diyetten daha kolay uygulanabilecek, daha serbest bir beslenme şekli olarak düşük glisemik indeks diyeti öne sürülmüştür. Burada temel hedef karbonhidratlardan gelen kalorinin, günlük kalori alımının %10unu aşmaması ve karbonhidratların da glisemik indeksi 50'nin altında olanlardan seçilmesidir. Geri kalan kaloriler de yağlardan ve proteinlerden alınmaktadır. Karbonhidratlar arasında örneğin glisemik indeksi yüksek olan patates, karpuz gibi karbonhidratlar yerine elma, salatalık, tam buğday ekmeği yenilmekte, ancak bunların da miktarları kısıtlı tutulmaktadır. 

 

Glisemik indeksi besinin sadece cinsi değil, yapısı da etkiler: ince taneli ya da kaba taneli oluşu (kaba taneli tercih edilir), nişastanın pişme derecesi (iyice pişmesi istenmez), yağ miktarı (yağlı tercih edilir) ve asitlik derecesi (asitli tercih edilir). Karbonhidatlar arasında özellikle lifli olanları seçilmelidir. Birçok besinin glisemik indeksleri bilindiğinden, beslenme programlarının bunlara göre düzenlenmesi mümkün olmaktadır. 

 

Bu tür beslenme ile epilepsinin tam bir tedavisi değilse bile nöbetlerde azalma ve hafifleme beklenebilir. Diyet tedavisi sadece bir diğer tedavi seçeneği oluşturmaktadır. Denenmesinde bir sakınca olup olmadığı hastanın epilepsisine eşlik eden diğer hastalıklarına, böbrek ve karaciğer durumuna, almakta olduğu diğer tedavilere, epilepsisinin türüne ve nedenine göre hekim kontrolünde belirlenir. Her hastanın tedaviye cevabı farklı olacağından, denendiğinde de yarar sağlayıp sağlamadığına hasta, aile ve hekimin birlikte karar vermesi gerekir.  




Banu ANLAR