GAMZE YONTAR

Yazar : GAMZE YONTAR


YOGADANS

 

Yaratıcılığın ve hayal gücünün farklı teknikler ile dışa vurumudur  SANAT! Öyle ki her yaş grubu ve her sınıftan insanların hayalleri olabileceği gibi serebral palsili çocuklarımızın da hayalleri ve bunları sergileyebilecek güçleri var. Çok değil Nisan ayında, tüm bunları kanıtlamak adına bizler ile sahne de yogadans&müzikterapi ve dramayı gerçekleştirdiler. Aylarca çalışıp harika bir oyun sergilediler. Tabi ki ilk geldiklerinde akıllarında “yogadans” nasıl olacak sorusu vardı. Sizlerde başlığı okuduğunuzda, yoganın durağan bir ritim de farklı duruşlar ile ilerleyen bir uygulama olduğu aklınıza gelmiştir. Hatta sonrasında “dansı” düşündüğünüzde ritim ile birlikte yerinde duramayan bir çok insan gözünüzün önüne gelmiştir belki. İkisi de öyle farklı duruyor ki, biri hareketlerimizi yavaşlatmaya, iç dengemize yönelmeye ve düşüncelerimizi sessiz (sakin) olmaya yönlendiriyor, diğeri ise enerjimizi patlatmaya, müzik eşliğinde kendimizi akışa bırakmamıza ve tüm tutkumuzu ona odaklamamıza imkan veriyor.   

Yoga sekiz aşamalı, iç disiplini sağlayan ahlak kurallarından başlayan ve huzur seviyesinde son bulan, gündelik hayatımızı her yönü ile etkileyen bir egzersizdir. Yani fiziksel varlığımızı, düşünce ve duygularımızı, başkaları ve çevre ile ilişkilerimizi etkileyen bir yaşam tarzıdır. Yoga’nın  tarihinin Hindistan yarım adasına ve antik çağlara uzandığını söyleyebiliriz, “dans” için tarihi ile ilgili kesin bir bilgi olmamasına rağmen, “sözden ve yazıdan önce insanın kendisini anlattığı en eski dil” olduğuna dair kanıtlar ve geçerli söylemler olduğu doğrudur. 

Bir yoga eğitmeni olarak söyleyebilirim ki; doğayı inceleyerek hareketleri (asanaları) ortaya koyan bir çok yogi “dansçı” duruşunu bulurken belki de etrafta güzel bir dansçı sallınıyordu. Kim bilebilir?

Şimdi gerçekten bildiklerim ve bir fizyoterapistin gözünden bilimsel olarak açıklayabileceklerime gelecek olursak; sanırım önce yoga’nın ve dansın faydalarından bahsetmeliyim. Yoga’nın güçlü kemikler inşa ettiği (Sparrawe ve Walden;2004), eklemleri kuvvetlendirdiği ve kayganlaştırdığı (Fishman ve Saltanstall;2008), kas tonusunun düzenlenmesini sağladığı ( yüksek tonusu azaltma, düşük tonusu arttırma) bir çok çalışma ile gösterilmiştir. Duyu bütünlüğü içinde kullanılan yoga, dengemizi ve bunu sağlayan vestibüler sistemimizin fonksiyonlarını geliştirir. 

Yoga içinde kullanılan postürler (asanalar), hormonların salgılanmasını dengeleyen endokrin sistemine olan kan tedariğini düzenler. (Weintraub,2012). Yoga aktif duruşlarda sempatik sinir sistemini ve sakin duruşlarda da parasempatik sinir sistemini tetikleyerek otonomik sinir sisteminde bir denge yaratır (Mc Call ;2007). Hafıza gibi kognitif fonksiyonları geliştirir ve destekler.  Depresyonu, ağrıyı, stres ve strese bağlı gerginliği ve anksiyeteyi azaltır. Sonuç olarak yaşam kalitemizde bir artış sağlamış oluruz. 

Bütün varlığımız ile dahil olduğumuz oyun/SANAT’da bütünsel bir deneyimdir. Oyun sırasında bedenimizin her iki tarafını da kullanırız.  Beynimizin analitik sol kısmı bize kazanmanın yolunu açan bir sonraki hamleyi düşündürür, sanatsal sağ kısmımız ise bulutlardan sihirli bir şeyler yaratmanın keyfini çıkarmamızı sağlar. Bu sırada da beta-endorfinlerin kendimizi iyi hissetmemiz üzerindeki etkisi kaçınılmazdır. Gülerken, şarkı söylerken, dans edip etrafta mutlu bir şekilde gezinirken, oyun oynarken, daha derin nefesler alır, daha iyi oksijen alışverişi yaparız. Sindirimimiz rahatladığında, kalp ve gastrointestinal rahatsızlık ihtimalini azaltırız. Genel olarak, kas gerilimimiz de azalır dolayısıyla yorgunluk, vücuttaki tutulma ve ağrılar da azalır. 

Düşünce duygu ve haraket arasında bağlar kurabilmek için, dansı kullanmak kaçınılmazdır. Aynı zamanda, kişisel farkındalık, öz güven, bağımsız olabilme yetisi ve sağlıklı bireyleşme deyince aklımıza dansın gelmesi de en doğal ve belki de varoluşa dayanan bir bakış açısıdır. Sonuç olarak dans ile stresimizi atarken, yoga duruşlarını harmanlıyor olduğumuz “yoga dans” ile fotoğraflarda gördüğünüz muhteşem performansın dışında, güzel dostluklar, harika anlar ve gülen yüzler kazandık. 

SANAT’ın her yönünü destekleyen başta Süheyla GÜRKAN’ a ve tabi ki SERÇEV’imizin bir çok çocuğu ve aileyi sanat ile buluşturması ile teşekkür ederken; yazımı yoga ve belki 21. Yüzyılın en iyi felsefecisinin sözleri ile bitiriyorum.

YaratıcI olmak hayata aşık olmak demektir. Eğer güzelliğinin değerini anlayabilecek kadar onu seversen, ona bir parça müzik, bir parça şiir ve birazcık da dans katmayı istersen; işte ancak o zaman yaratıcı olursun…OSHO”     

 

Yoga& Dans ve Sevgiyle Kalın.

Fizyoterapist, Yoga Terapisti 

Gamze YONTAR.