HANDA DOĞAN

Yazar : HANDA DOĞAN


SEREBRAL PALSİLİ BİREYLERİN EĞİTİMİNDE GÜNCEL KONULAR

 

Yrd. Doç. Dr. Handan DOĞAN

Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi

 

Serebral Palsi, başta motor beceriler olmak üzere farklı gelişimsel sorunların eşlik ettiği birden çok engel grubunu ifade etmektedir. Bu durum serebral palsiye yaklaşımda çeşitliliği ön görmektedir. İngiliz yazar William J.Little (1810-1894) tarafından tanımlandığı 1843 yılından başlayarak başta tıbbi yaklaşım ve daha sonra rehabilitasyonun önem kazandığı yılları, özel eğitimin çok yönlü yaklaşım modelleri takip etmiştir. Amerika ve Avrupa’da gelişmiş ülkelerin öncülük ettiği eğitsel yaklaşımları ülkemiz 70 li yıllardan itibaren izlemeye başlamıştır.  Yaklaşık 40 yıllık bir zaman dilimi içinde Türkiye özel gereksinimi olan çocuklarla ilgili oldukça çok sayıda çalışmaya imza atmıştır. Gelişmiş ülkelerde özellikle son 30 yıl içinde alternatif yöntemlerin de katılımı ile serebral palsili bireyin yaşadığı güçlüklerin yönetilmesine ve toplumun ayrılmaz bir parçası olarak yaşamını sürdürmesine yönelik yöntemler geliştirilmiş ve yaygınlaştırılmıştır.

 

Serebral palsili çocuklara sunulan imkanlar açısından dünyadaki ve Türkiye’de ki uygulamaları incelediğimizde tıbbi yaklaşım ve fizyoterapi çalışmalarının çok gelişmiş olduğunu izlemekteyiz. Yurt dışında yoğun bir biçimde uygulanan dil ve konuşma tedavisi ne yazık ki ülkemizde serebral palsili çocuklar için yeterli değildir. Oysa özellikle sözlü iletişim becerisi yetersiz olan sp li birey için alternatif iletişim yollarının kullanımı bir zorunluluktur. Öte yandan hızla gelişen ergoterapi sadece İstanbul, Ankara gibi çok az sayıda şehrimizde olup, talebi karşılayabilecek düzeyde değildir. Bunun yanı sıra özel eğitim öğretmeni yetiştiren bölümlerde serebral palsi ile ilgili dersler ise oldukça kısıtlıdır. Özel gereksinimli çocukların özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini bütüncül bir yaklaşımla tüm gün alması gerekmektedir. Bu da çocuğun özel eğitim ya da genel eğitim içinde yani bir okul ortamında olması demektir. Türkiye’de okul uygulaması ve kaynaştırma eğitimi yeterli değildir. Fakat gelişmesine yönelik devlet ve sivil toplum örgütlerince çalışmalar yapılmakta, projeler geliştirilmektedir.

 

Her şeyden önce farklı gelişen ve özel gereksinime sahip bireyler için erken tanı ve erken müdahale gereklidir. Özellikle okul çağından önce başlanmış olmalıdır. Bu sürecin mümkün olduğu kadar erken başlaması, müdahalenin başarısını arttıracaktır. Serebral Palsili çocuklara yapılacak tedavi ve eğitimin yararı erken tanılamaya ve erken dönemde müdahalenin başlamasına bağlıdır. Türkiye’de özellikle kırsal bölgelerde gebe izlemi, doğumun gerçekleştiği koşulların, riskli bebek takibinin yetersizliği, geleneksel aile yapılarında bazı aile büyüklerinin genç anne babaları yanlış yönlendirmeleri ya da hekime gidişin geciktirilmesinden kaynaklanan nedenlerle erken müdahale şansı kaçırılabilmektedir. Fakat son yıllarda erken müdahale alanında da çok ciddi gelişmeler olmuştur.

 

Özel gereksinimli bireylerle yapılan çalışmalarda 3 tür ekip yaklaşımı benimsenmektedir. Bunlar multidisipliner, interdisipliner ve transdisipliner yaklaşımlardır. Shneider (2000), disiplinler arası kavramları açıklarken monodisiplinerlik kavramından yola çıkarak 3 boyuttan söz etmektedir. Monodisiplinerlik bir tek disiplinin aktörlerinin konuyu araştırmasıdır. Bilim dünyasında en yaygın olan budur. Multidisipliner yaklaşımda disiplinler karşılıklı olarak kendi görüşleri ve bilgilerini aralarında paylaşmaktadırlar. İnterdisipliner yaklaşımda birçok disiplin kendi teorilerini ve görüşlerini birbirleri ile koordine ederler.

 

Ülkemizde özel eğitime gereksinim duyan çocuklarla yapılan çalışmalar daha çok multidisipliner olup, son yıllarda interdisipliner çalışma benimsenmeye başlanmıştır. Dünyada da interdisipliner yaklaşım daha yaygın olup, transdisipliner yaklaşım giderek yaygınlaşmaktadır. Türkiye’de tüm bu meslek elemanlarının bir kurum içinde bulunması mümkün olmayabilir. Serebral Palsi konusunda çalışan her kuruluşun bünyesinde bulunmayan uzmanlarla işbirliği yapması gerekir.

 

Amerika Birleşik Devletlerinde Serebral Palsili bireylere ve ailelerine hizmet veren kuruluşlar özel eğitim hizmetleri içinde yardımcı teknoloji hizmeti,  davranışsal müdahale planı, danışmanlık hizmetleri, genel müfredat, evde öğrenim hizmeti, iş terapisi, beden eğitimi, fizik tedavi psikolojik hizmetler, rekreasyon, terapatik rekreasyon, okul sağlığı hizmetleri, okul hemşireliği hizmetleri, okuldaki sosyal hizmet hizmetleri,  konuşma-dil patolojisi hizmetleri ve mesleki eğitime yer vermektedirler. Ülkemizde özel eğitim, özel gereksinimli çocuğa verilen tüm hizmetlerin çatısı olarak görülmekten çok, tıbbi ve rehabilitasyon hizmetlerinin yanında bir dal olarak kabul edilmektedir. Bu durum zaman zaman bütüncül yaklaşımın doğasını olumsuz etkileyerek monodisipliner veya multidisipliner yaklaşıma neden olmaktadır.

 

Gelişmiş ülkelerde özel eğitimin kabul edildiği anlamıyla çok çeşitli programlar serebral palsili çocuklar için kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları erken müdahale kapsamında erken eğitsel müdahale olarak uygulanmaktadır. Örneğin Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı anne ve babaların engelli çocuğuna evde eğitim verebilmesinde rehberdir. Çünkü program ebeveynin çocuğun en önemli öğretmeni olduğunu ve onlara verilecek eğitimin çocuktaki gelişmeyi olumlu etkilediğini kabul etmektedir. Montessori Eğitim Metodu çocuğun tüm gelişim alanlarına yönelik özel materyallerle çevrili bir ortamda kavramları öğrenmesine ve dünya ile ilgili deneyimlerini arttırmasına yönelik ve çok yaygın olarak kullanılan bir programdır. Portage Erken Eğitim Programı 0-6 yaş arası çocuklarını tüm gelişim alanlarında değerlendiren bir gelişim ölçeği ve erken dönem müdahele programıdır. Ev merkezli olup ailenin bire bir eğitilmesi ve çocuğun eğitimine katılması hedeflenmektedir. Frostig Görsel Algı Eğitim Programı görsel algılamada var olabilecek sorunu saptamaya ve çeşitli etkinlikleri içeren eğitim programlarıyla olumlu gelişmeler meydana getirmeyi hedeflemektedir. 

 

MÜZİK TERAPİ: Müziğin bireylerin fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için bir terapötik ilişki içinde kullanılmasıdır.  Müzik tedavisi iletişim için yollar sağlar. Çocuklara ve ailelere duygusal destek vererek duyguların ifadesi için bir çıkış olur. Genel olarak fizyoterapi ve diğer alanlarda yapılan etkinlikleri de destekler. Müzik terapi doğru olarak uygulandığında çocuğun zihinsel fiziksel ve duygusal açıdan gelişmesine etki eder. Müzik terapistleri genellikle disiplinler arası takım üyesi olarak çalışırlar. 

 

OYUN TERAPİSİ: Oyun tüm çocukların en temel ve en ciddi uğraşısıdır. Hareketleri çok kısıtlı olan bir serebral palsili çocuk bir oyun ortamında duyarsız kalamaz, oyuna ve oyuncağa karşı duygusal, zihinsel ve fiziksel bir tepkide bulunma çabası gösterir. Oyun terapisi Serebral Palsili çocukları doğrudan ya da dolaylı yollardan oyuna dahil ederek çocuk hakkında daha detaylı bilgi edinmemizi sağlayan bir tedavi ve psikolojik müdahale yöntemidir. Başarılı bir eğitim ve terapi programının oyuna yönelik özellikler taşıması çocuğun karşısındaki terapistle daha kolay iletişim kurmasına ve onu kabul etmesine de yardımcı olacaktır. Oyun terapisi özgüveni arttırma, karar almayı geliştirme, duygusal engellerin çözümlenmesi, kaygı, depresyon ve öfke duygularının azalması, bilişsel problem çözmenin, özerk davranışın, öğrenmenin, kendini ifade edebilmenin artması,  ayrılma duygusunun azalmasını hedefler.  Oyun terapisi, çocuk yürümeye başladığı zaman önerilir; Çoğu zaman, terapi başladığında bir çocuk 2 yaş kadar genç olabilir. 

 

DUYU BÜTÜNLEME: 1960'lı yıllarda terapist ve araştırmacı Jean Ayres tarafından geliştirilen duyusal entegrasyon terapisi, çocukların deneyimleri ile geliştiği beynin içindeki bağlantıları kurması ve güçlendirmesi sürecidir. Serebral Palsi veya erken doğan çocuklar, duyusal işlemleme ve duyusal bütünleştirici işlev bozukluğu belirtileri gösterebilirler. Duyusal bütünleştirici işlev bozukluğu çocuk yürürken beceriksiz görünmesine, ya da kalem kullanma gibi ince motor becerilerde gecikmeye yol açabilir. Duyusal fonksiyon yetersizliği, aşırı hassasiyet veya düşük hassasiyet, zihinsel ve fiziksel yetersizliğe neden olabilir. Görme, işitme ve denge ile ilgili sorunlar, duyusal entegrasyon (bütünleme) tedavisi ile ele alınabilir. Duyu bütünleme tedavisinin amacı; çocuğun duyusal algılarının sosyal ve fiziksel gelişimlerini nasıl etkilediğin saptamak, algısal problemlerin saptanması ve yok edilmesidir.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

DUYU EĞİTİMİ:  Serabral Palsi li çocuğun eğitimi için çevre uyaranlarının ayağa sunulduğu, uygun bir ortamda ve erken dönemde gerçekleştirilen duyu eğitimi çok önemlidir. Erken dönemde bebeğe verilen ilk ve temel eğitim duyu eğitimidir. Duyu eğitimi özel eğitimin bir parçası olarak özel eğitim ünitelerinde sıklıkla uygulanmaktadır.. İnsan duyuları yardımı ile öğrenir prensibinden yola çıkarak özel bir şekilde düzenlenmiş ortamda çeşitli materyallerin yardımı ile gerçekleştirilen eğitim çocukta farkına varmayı, iradi tepki vermeyi ve iletişimi geliştirecek ilk yollardan birisi olmaktadır.

Amacı: Kişinin rahatlamasını, gevşemesini, tüm stres ve gerilimlerinden uzaklaşmasına yardımcı olmak, zihinsel fonksiyonları zihni yormadan uyarmak, duyuları uyararak kişinin bedenini, çevresini fark etmesini sağlamak, çocukta merak ve keşfetme isteğini ortaya çıkarmak, beş duyusunu uyararak öğrenme becerisini hızlandırmaktır.



İLETİŞİMSEL EĞİTİM (CONDUCTİVE EDUCATİON): Çoğu serebral palsili çocuk geleneksel tedaviler ve özel eğitim programına gereksinim duyacaktır. Bu programlar çocukların resmi ve özel eğitim ortamlarında öğrenmeleri, yeteneklerini geliştirmeleri, erişilebilirlik ve akranları ile etkileşim, yeteneklerini üst düzeye çıkarmalarını sağlamak üzere tasarlanmıştır. Fakat bunu yapabilmenin bir başka ve çok etkili bir yolu İletişimsel Eğitim (Conductive Education) yaklaşımıdır. 1940 lı yıllarda Macar doktor Profesör Andreas Peto tarafından oluşturulan program motor bozukluğu öğrenme güçlüğü olarak kabul eder. Bu nedenle İletişimsel Eğitim tıbbi tabanlı değil görev tabanlıdır. Çocukların farklı özel gereksinimleri olduğu ve farklı öğrenme gereksinimleri olduğu kabul edilmektedir. Avrupa’da çok yaygın olarak uygulanan programla geleneksel yaklaşımlar arasında ki en önemli fark iletişimsel eğitimin bir tedavi ya da bir terapi programı olarak kabul edilmemesidir. Serebral palsili çocuk gibi nörolojik problemi olanların günlük yaşam içinde deneyimleri ve öğrendiklerini geliştirebilecekleri kapsamlı bir metottur.  

 

Program grup çalışmalarına büyük ölçüde bağlıdır. İletişimsel eğitimin amacı, kişilik gelişimini, bağımsız yaşamı, koordinasyonu, konuşma ve dil gelişimini geliştirmeyi, duyusal entegrasyonu, motor işleyişi ve kontrolü öğrenmeyi, fiziksel uyumu, psikolojik kabulü ve sosyal etkileşimi teşvik etmektir.

 

HİPPOTERAPİ (Atla Terapi): Hippoterapi nörolojik ve fiziksel fonksiyonu geliştirmek için at hareketinin kullanılmasıdır. At terapisi fizyoterapi, iş ve meşguliyet terapisi ve konuşma terapisinin bir parçasıdır. Bu terapi şekli de fiziksel ve bilişsel yetenekleri geliştirir. Hippoterapi binicilik ile karıştırılmamalıdır ve tedavi programı değildir.  Hippoterapi düzgün ve değişken yürüme, tempo, ritim, tekrar edici bir at hareketinin ritminin insanın nöromüsküler gelişimini etkileyen bir etken olabilir kavramı üzerine inşa edilmiştir. 

 

YARDIMCI TEKNOLOJİLER (Assistive Technology): Teknoloji araç ya da bilginin problem çözme ya da ürün oluşturmak amacı ile kullanılmasıdır. Bu tanımdan hareketle teknolojinin bilgisayar ya da video oyunlarının ötesinde bir anlamı olduğu söylenebilir. Engelli çocuklar için yardımcı teknolojiler (Assistive Technologies), çocukların fonksiyonel kapasitelerini çoğaltmak, geliştirmek için kullanılan özel üretilmiş, şekillendirilmiş araç gereçler olarak tanımlanmaktadır.

 

Teknolojinin engelli insanların yaşamlarını desteklemek ve yaşam kalitelerini arttırmak amacı ile geliştirilmesinin önemi gittikçe artmaya başlamıştır. Bu durum özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin öğrenme ve öğretimde kullanılması ile doğrulanmaktadır. 

Yardımcı teknolojiler uygun bir şekilde kullanılması bu çocukların sosyal rutinlere, aktivitelere ya da gezilere katılmalarına yardımcı olabilmektedir. Yardımcı teknolojiler çocuğun kullanımına göre on değişik kategoriye ayrılmaktadır.

  1. Hareketliliği sağlayanlar (tekerlekli sandalye, vb.) 2. Elektronik iletişim araçları (Kişilerle sözel iletişim kurmak için ses çıkarımını sağlayan veya mekanik ses çıkaran parçalar) 3. Görsel (Okuma görevini yapan parçalar) 4. İşitsel (Duymayı sağlayan aletler, işitme cihazları) 5. Aletlerin kullanımını sağlayanlar (TV veya bir aletin kontrol kumandası) 6. Bilgisayarlar (Oyun ve eğitim programları) 7. Eğlenme amacı taşıyanlar (Oyun oynama için elde tutulan elektronik oyuncaklar) 8. Bağımsız yaşamı destekleyenler (Fiziksel engelli çocuklar için ulaşabilme ve basma parçaları) 9. Pozisyonlamaya yardımcı olanlar (Düzgün duruş pozisyonu için geliştirilen aletler) 10. Uyarlanmış oyuncaklar (Çocuk tarafından kontrol edilen pilli oyuncaklar).

 

Bazı serebral palsili bireyler için hareket büyük bir engel oluşturur, bazıları için bireysel ihtiyaçlarını karşılamak büyük bir sorundur. Bu kişiler daha ileri teknolojik araçlara ihtiyaç duyabilirler. Günümüzde pek çok alternatif giriş aygıtı, klavyenin değiştirilmesi ya da kullanılması için standart bilgisayarlara bağlanabilmektedir. Uyarlanabilir klavyeler, kızılötesi sensörler ve ses tanıma sistemleri gibi aygıtların, bilgisayar kullanımını ağır fiziksel engelli öğrencilerin pek çok eğitimsel aktiviteye katılımını sağlayacak şekilde kolaylaştırdığı kanıtlanmıştır.

Alternatif Giriş Aygıtları:

Switches: Switchler kullanıcının aygıtı açma ya da kapatmada elektiriksel güç akımını kontrol etme olanağı sağlar. Switch vücudun, kol, el, parmak, bacak, ayak, baş ya da çene gibi herhangi bir kısmını kullanılarak aktive edilebilir. Ayrıca bu cihaz baş ve göğüs kafesinin nefesle kontrolü gibi daha az hareket gerektiren hareketlerle de kontrol edilebilir.

Temel Uyarlamalı Klavye: Bu klavyede standart tuşların yerleri değiştirilerek, büyütülerek, tuş sayısı azaltılarak, tuşların yerleri alfabetik sıraya göre değiştirilerek ve parlak ve kolay okunabilir tuşlar kullanılarak fiziksel engelli öğrencilerin kullanımına uygun hale getirilmiştir. Ayrıca hassas dokunma özelliği olan klavyelerde mevcuttur. 

Kızıl ötesi Algılayıcı Havayla çalışan Switchler: Başa giyilen bir kızılötesi sensör ve bunun yanı sıra pneumatic (hava basıncı ile işleyen) switch/hava basınçlı anahtar sayesinde fiziksel engelli öğrenciler bilgisayar ile etkileşime geçebilir. Kullanıcı bilgisayar ekranına baktığında, kafasını hareket ettirdikçe imleç ilerler. Kafa sağa hareket ediyorsa imleçte sağa yönlenir. Plastik bir tüp ile nefes alıp verme yoluyla Pneumatic switch etkinleşir ve kullanıcı mausu kullanabilir. Kullanıcı Switch üzerinde nefes alıp verdiğinde bilgisayar ona maus tuşu tıklanıyormuşçasına yanıt verir. Böylece kullanıcı imleci hareket ettirebilir ve ekranda görünen öğeye tıklayarak görüntüleyebilir.

Ses Tanıyıcılar: Bu yazılımı kullanarak kullanıcı klavyeyi devre dışı bırakarak doğrudan bilgisayarla konuşabilir. Önceden talimatları ayarlanmış bir bilgisayarda kullanıcı mikrofonla talimat vermek suretiyle bilgisayarı kullanabilir. Çoğu durumda kullanıcı sistemin güvenirliğini arttırmak için kendi konuşma kalıplarını bilgisayara tanıtmak için eğitim alabilir.

Baş ve Göz Kontrolü (Pointing) :Başın sabit tutulabildiği veya baş kontrolünün iyi olduğu kişilerde kullanılabilirler. Bu cihaz ile tarama pencereleri üzerinde seçim yapılır. Seçim, pointeri istenen fonksiyonda bir süre sabit tutarak veya switch kullanarak yapılabilir. Göz kontrollü sistemlerde ise, seçim, istenen fonksiyonda bir süre sabit kalarak veya göz kapatıp açılarak yapılabilir.

Düşünce Kontrolü (Brain Mouse): Yüksek teknoloji kullanan bu sistemler henüz geliştirilme aşamasındadır. 

Teknolojinin kullanılmasında uzmanlar ve ailelerin teknolojiyle ilgili bilgilerinin olmayışı, yardımcı teknolojilerle ilgili tanıtım eksikliği, çocuk için en uygun yardımcı teknolojinin saptanması için aileler ve uzmanlar arası işbirliğinde yetersizlik, yardımcı teknolojilerin seçiminde, uygun olmayan ürünün uygun olanla değiştirilmesinde bilgi eksikliği, gereksinimi karşılamayan ürünün yetersizliğinin fark edilememesi, ürünlerin pahalı olarak algılanarak alınmak istenmemesi teknolojinin etkin kullanımında bir engeldir.

 

SEMBOLLERLE İLETİŞİM: Sözel iletişim kurulamayan ağır durumdaki çocuklarda işaret dili, iletişim panoları, kartları (resim, kelime, harf içeren) ve/veya bilgisayar yardımı ile çocuğun iletişim kurması sağlanabilir. Semboller çocuğun diğer bireylerle iletişimini, yazılı metinleri okuyup, anlayabilmesini kolaylaştırır. Semboller bir sembol kümesi oluşturmada kelimelere bağlanır. Yetişkin günlük yaşamda gerekli olan ihtiyaçların sembollerinden oluşan bir kart hazırlayabilir. Çocuk su, yemek, tuvalet, gezmek ihtiyacını bu sembolleri işaret ederek anlatabilir. Çocuk sembolleri öğrendikçe sembollerden oluşan metinleri okuyabilir.



SOSYAL UYUM TEDAVİSİ Yetersizliği olan çocuklar, sosyal kaygı, ilişki sorunları, bağımlı kişilik bozukluğu ya da sosyal beceri zorlukları gibi sosyal sorunlarla karşı karşıya kalabilirler. Kaygı, panik, utangaçlık ya da duygusal sıkıntı, duygusal olarak büyüme, düşünme, etkileşim ve yeni algılama yolları ile birlikte değiştirilebilir. Sosyal uyum tedavisi çocuğa başkalarıyla ve kendi çevresindeki insanlarla daha sağlıklı ilişkiler kurma becerisi kazandırabilir. Çocuk daha sonra kendi hayatındaki insanlar ve durumlara yanıt vermek için yeni yollar geliştirir. Sosyal Rehabilitasyon da denilen yaklaşım engelli bireyin sosyal, eğlendirici ve destekleyici aktivitelere katılımın sağlayarak toplumla bütünleşmesine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Aile ortamında, okulda, işyerinde ya da akranlarıyla başkalarıyla olumlu etkileşime girmek bireyin zihinsel sağlığı ve esenliği açısından son derece önemli olabilir.

 

1970'lerin sonlarında öncülük edilen nispeten yeni bir müdahale olan sosyal terapi, çocukların büyüdükçe dostluk geliştirme stratejileri geliştirmelerine yardımcı olur. Bu, çocuğun yaşadığı yalnızlık, izolasyon ve stres duygusunun azalmasına yardımcı olur. Sosyal terapi, gruplara dayalı bir müdahale ve bu grupta bir bireyin rolüdür. Terapi, grup terapi ayarlarına katılarak duygularını düzenlemek ve diğerleriyle bağlantı kurmak için psikolojik sorunlar veya endişeler yaşayan bir kişiye yardımcı olmak için geliştirildi.

 

DAVRANIŞ TEDAVİSİ:  Bilişsel ve davranışçı tedavi olarak ta bilinen davranış tedavisinin temelinde duygusal zorluklar ve uygun olmayan davranışlar öğrenilir, bu nedenle de değiştirilebilir inancı yatmaktadır. Bu duygulara ve davranışlara neden olan durumlar araştırılır ve değiştirilir. Davranış tedavisi zor durumlara daha etkin ve bir şekilde yanıt vermesi için bireyi güçlendirir olarak kabul edilebilir. Alınan görevi tamamlama, arkadaşlık ilişkisini geliştirme, akademik, kabul bulma duyguları yönetme, odaklamayı sürdürmek, başa çıkma becerilerinin edinilmesi, duygusal travmanın üstesinden gelmek, endişeyi azaltmak, ilişki çatışmalarının çözümlenmesi, depresyonun tedavisi sorunlarına yönelik olarak uygulanır.

 

REKREASYON:  Bir çocuğun sosyalleşmesine ve arkadaş edinmesine olanak tanıyan, çocuğun benlik kavramını ve kendine güvenini arttırmak, çıkarlarını geliştirmesine yardım etmeyi hedef edinen rekreasyon terapisinde, bireylerin tamamen kendi seçtikleri faaliyetlere katılmak yollarının tasarımı üzerinde duruluyor. Çocukların yaşam kalitesini yükselten etkinliği gerçekleştirmek için rekreasyon terapisti çocukların ilgi düzeyi, yetenekleri çerçevesinde gerekli adaptif yaklaşımlarla faaliyeti başarılı bir şekilde tamamlamaları için çalışır. Yaşam kalitesini yükselten faaliyetler çocuğun fiziksel, zihinsel ve sosyal deneyimlerini geliştirir. Rekreasyon bireysel ya da grup şeklinde uygulanabilir. Uygulamada çocuğun zamanının eğlenceli şekilde geçmesine de özen gösterilerek zihinsel beceri gerektiren etkinlikler, el becerileri gerektiren etkinlikler, bedensel beceri gerektiren etkinlikler, toplumsal ağırlıklı etkinlikler yapılır.

 

KAYNAK:

Yrd. Doç. Dr. Handan Doğan tarafından 2013 yılında yazılan “Serebral Palsili Çocuklar ve Eğitim “ adlı kitaptan alıntı yapılmıştır.