MUSTAFA SUNGUR

Yazar : MUSTAFA SUNGUR


SEREBRAL PALSİLİ BİREYLERİN REHABİLİTASYONUNDA PSİKOLOJİK DESTEK VE DANIŞMA ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ

Serebral palsi çok yönlü, karmaşık ve belirtileri yaşamın ilk aylarından itibaren gözlenebilen bir yetersizliktir. Aileler çocuklarının serebral palsili olduğunu öğrendiklerinde; diğer engelli çocuk aileleriyle benzer psikolojik uyum aşamalarından geçerler. Ancak serebral palsinin belirtilerinin bebeklikte ortaya çıkması ve çoğunlukla fiziksel yetersizlikleri de beraberinde getirmesi nedeniyle aileler kabul ve uyum aşamaları daha hızlı olabilmektedir.

Serebral palsili çocukların rehabilitasyon süreci erken dönemde ve disiplinler arası müdahalelerle yürütülmelidir. Rehabilitasyon sürecinin; nörolog, fizik tedavi doktoru, ortopedist, fizyoterapist, psikolog, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişimci, konuşma terapisti ve sosyal hizmet uzmanından oluşan multidisipliner bir yöntemle ilerlemelidir. Çocuğun serebral palsiden etkilenmişlik durumuna göre bu ekibe göz doktoru gibi farklı branşlarda doktorlarda dahil edilmelidir.

Bebeğin serebral palsı tanısı aldığı aylarda psikologla çalışmaların planlanması önemlidir. Özellikle ilk tanının alındığı yıl ailenin serebral palsili çocuklarının durumuna uyum sağlamaları amacıyla psikolojik destek çalışmaları oldukça önem kazanır. Birçok aile, çocuklarının serebral palsili olduğunu duyduklarında hayatlarının en büyük şokunu yaşadıklarını ifade etmektedirler. Klinik çalışmalar, çocuğun tanısı öğrenildiğinde ilk davranışın bir şok yaşamak olduğunu, daha sonra bunun yerini şaşkınlık ve duygusal donukluğun aldığını ve çoğu ailenin başlangıçta verilen serebral palsi tanısına inanmadıklarını göstermektedir.  Anne babalar belki de bu nedenle değişik meslek mensuplarına başvururlar ve doktorlara giderler. Kısaca, diğer tür kayıplarda olduğu gibi, serebral palsili çocuk ailelerinde de sağlıklı çocuğun kaybı yaşanır; aileler genellikle şok, yadsıma, kaygı, kızgınlık, suçluluk, suçlu arama, depresyon ve pazarlık etme gibi aşamalardan geçerler. Bu denli karmaşık ve yoğun duygusal deneyimlerin psikolojik destek, terapi veya danışma çalışmalarıyla sürdürülmesi ailelerin ruhsal olarak güçlenmesine olanak sağlar. Serebral palsi yaşam boyu süren ve rehabilitasyon çalışmaları devamlılık isteyen bir engel durumudur. Ailelerin, psikologların desteğiyle bu uzun soluklu yolda ruhsal kaynaklarını ve sağlıklarını korumayı göz ardı etmemeleri gereklidir.

Psikologların bir diğer görev alanı ise serebral palsili bireyin kardeşlerine psikolojik destek sağlamaktır. Yapılan birçok araştırmada anne babalar kadar kardeşlerinde psikolojik yardıma ihtiyaç duydukları saptanmıştır. Kardeşlerin psikolojik etkilenmişliği, yaşları, ailenin serebral palsi ile ilgili kardeşlere verdiği bilgi ve kardeşlerin anne baba ile etkileşimleri yönünde değişim göstermektedir. Kardeşlerle yapılan birçok çalışmada; serebral palsili kardeşi olan çocukların kaygı düzeylerinin yüksek, kendilik değerlerinin düşük olduğu ve bazı davranışsal sorunlar yaşadıkları ve saldırganlık düzeylerinin, bedensel yakınmalarının ve depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Psikologların ailelere; serebral palsi hakkında kardeşlere nasıl ve hangi yönde bilgi verilmesi konusunda destek vermesi önemlidir. Serebral palsili bireyin kardeşleriyle birebir çalışmalar planlanmalı ve kardeşlerde aile gibi belli aralıklarla psikolojik takip ve danışma çalışmalarına dahil edilmelidir.

Psikologlar aile ile çalışırken aynı zamanda serebral palsili çocuğun zihinsel ve duygusal değerlendirmelerini yaparak; çocuk için en uygun psikolojik ortamı hazırlamaya çalışırlar. Psikologların öncelikle serebral palsili çocuk ve ailesiyle ayrıntılı gözlem ve değerlendirme yapması oldukça önemlidir. Çocuğun Serebral palsiden etkilenmişlik durumunun tespit edilmesi, psikolojik müdahale ve danışma çalışmalarının temelini oluşturur.  

Serebral palsili çocuğun öncelikle zihinsel ihtiyaç alanları, ardından sırasıyla psikolojik, eğitsel ve iletişimsel ihtiyaç alanları tespit edilir. Psikologlar bu çalışmaları planlarken; özellikle zihinsel etkilenmişliği yüksek serebral palsili çocuklarda aile görüşmeleri, aile-çocuk gözlemleri ve standart gelişim ve zeka testleri kullanır. Çocuğun zihinsel etkilenmişliğinin derecesine göre, ayrıntılı bir eğitsel planlama yapılır. Bu aşamada psikologlar, eğitimci ve fizyoterapistlerle işbirliği içinde çalışmalıdır. 

Serebral palsili bireyin bebeklik döneminde en önemli psikolojik ihtiyacı bağlanma yaşantılarıdır.  Bilindiği gibi ilk 2 yılda bebeğin anne ya da bakım veren kişiyle sağlıklı bir bağlanma geliştirmesi; tüm yaşamı üzerinde etkili olabilen bir süreçtir. Bu dönemde ailenin bebekle sağlıklı bir bağlanma kurabilmesi; anne babanın kendi ruhsal durumlarını, iletişim biçimlerini dengeli tutabilmesiyle mümkün olmaktadır.

Serebral palsili çocuklar özellikle rehabilitasyona başlanan ilk yıllarda bazı duygusal ve davranışsal problemler yaşayabilmektedirler. Eğitim ya da fizik tedaviden kaçınma, evde egzersizlere katılmaya direnç gösterme, kreş ya da okulda arkadaşlarıyla ilişki kurmakta zorluklar, aşırı öfkeli ya da çekingen davranışlar gösterebilmektedirler. Bu duygusal ve davranışsal sorunların çözümünde çocuğu ve aileyi iyi tanıyan bir psikologla çalışılması oldukça önemlidir. Serebral palsili bireyin rehabilitasyon dışında, evde aile ilişkilerinin düzenlenmesinde, ailenin çocuğa uygun biçimde sınırlar koymayı öğrenmesinde ve çocuğun psiko-sosyal gelişiminin takip edilmesinde psikologların etkin çalışmalar planlaması önemlidir.

Serebral palsili bireyin kreş yıllarından başlayarak,  eğitiminin devam ettiği tüm süreç boyunca; iletişimsel, duygusal, sosyal ve bilişsel olarak desteklenmesinde psikologlarla işbirliği sağlanması; eğitim sürecinin etkililiğini arttırmakta ve aynı zamanda serebral palsili bireyin ergenlik döneminde yaşaması olası sorunları azaltmaktadır. Burada psikologlara düşen görev çocuğun ihtiyaçlarına, yaşına ve kişilik özelliklerine uygun psikolojik müdahaleler planlamaktır. Okul yıllarında serebral palsili bireylerle oyun terapisi, davranışçı terapiler, bilişsel terapiler, psiko-sosyal destek çalışmaları sürdürülebilmektedir.

Ergenliğe yaklaşılan dönemde ailelerin çocuklarının cinsel eğitiminde psikologlarla belli çalışmaları sürdürmeleri oldukça önemlidir. Cinsel eğitim serebral palsili bireyin birçok özelliği değerlendirilerek çocuğa özgü bir planlamayla sürdürülmelidir. 

Özellikle zihinsel engeli bulunan serebral palsili bireylerin ergenlik yıllarında daha sık ruhsal sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Bu sorunların çözümünde psikolojik ve gerekirse psikiyatrik destek alınması, serebral palsili ergenin yetişkinlik yıllarını daha sağlıklı ve verimli geçirmesi için oldukça önemlidir. Ergenlik yıllarında serebral palsili gencin duygusal ve iletişimsel ihtiyaçları daha da artmaktadır. Özellikle aile dışında sosyal bir alana sahip olmak beklentisi içindedirler. Yine özerk olmak, inisiyatif kullanmak gibi birçok duygusal ihtiyaç içinde olabilmektedirler.

Yetişkinlik yıllarına gelindiğinde ise serebral palsili birey ya iş ve meslek alanında ya da boş zaman etkinlikleri ve meşguliyetlerde etkin bir psikolojik danışma ve destek ihtiyacı duyabilmektedir. 

Özetle, serebral palsili bireylerle çalışan psikologların anne, baba, kardeş, serebral palsili birey ve rehabilitasyon ekibiyle sürdüreceği psikolojik danışma, destek ve terapi çalışmaları;

  • Serebral palsili bireyin klinik ve eğitsel geçmişini öğrenmek.
  • Serebral palsili bireyin güncel eğitsel hedeflerini öğrenmek.
  • Serebral palsili bireyin psiko-sosyal ihtiyaçlarını değerlendirmek.
  • Serebral palsili birey ile birebir çalışmak.
  • Serebral palsili bireyin hizmet aldığı ekiple işbirliği kurmak.

 

  • Aile bireylerinin Serebral palsili bireye ilişkin duygu tutum ve davranışlarını incelemek.
  • Ailenin;  eğitsel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını belirlemek.
  • Ailenin psikolojik uyum süreçlerini takip etmek.
  • Ailenin gereksinimleri doğrultusunda danışmanlık yapmak ve yönlendirmek.
  • Aile üyeleriyle gerekirse birebir psikolojik destek/terapi çalışmaları planlamak ve yürütmek.

 

  • Serebral palsili bireyin kardeşlerini tanımak ve engelli kardeşleri hakkında duygu, tutum ve davranışlarını değerlendirmek.
  • Kardeşlerin psikolojik uyum süreçlerini takip etmek.
  • kardeşlerin engelli kardeşleriyle ilişkilerini güçlendirmek.
  • Kardeşlerin gereksinimleri doğrultusunda danışmanlık yapmak ve yönlendirmek.
  • Serebral palsili bireyin özel eğitim öğretmeni, fizyoterapisti ve diğer rehabilitasyon ekibiyle işbirliği kurmak.
  • Srerbral palsili bireyin devam ettiği eğitim kurumlarıyla işbirliği içinde çalışmalar sürdürmek.
  • Rehberlik araştırma merkezleri, hastaneler ve diğer destek birimleriyle alanı çerçevesinde çalışmalar planlamak.



Klinik Psikolog 

Mustafa SUNGUR

TSK Elele Vakfı GATA 

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

[email protected]