ZEHRA GÜÇHAN

Yazar : ZEHRA GÜÇHAN


Serebral Palsi’li Çocukların Ailelerinin Fizyoterapi ve Rehabilitasyon İle İlgili İhtiyaçları 

Uzm. Fzt. Zehra Güçhan

İletişim: Uzm. Zehra Güçhan, Doku Akdeniz Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, KKTC,  [email protected]

 

SP’li çocukların rehabilitasyonunda anahtar  rol oynayan yaklaşım “Aile Merkezli Yaklaşım”dır. Bu yaklaşım için aileyi dinlemek ve ailenin çocuğuyla ilgili ihtiyaçlarına öncelik vermek gerekmektedir. Bunlar yerine getirildiğinde ailenin fizyoterapiye olan bağlılığı artmakta ve bu da rehabilitasyonun daha başarılı sonuçlara ulaşmasını sağlamaktadır.

Aileler 3 başlıkta fizyoterapistlerinden bilgi talep etmelidirler. Birincisi Serebral Palsi tanımlamasıyla ilgili, ikincisi çocuklarının terapisi ile ilgili ve üçüncüsü ise çocuklarının geleceği konusundaki beklentileri ile ilgilidir.

 

  • Serebral Palsi tanımı ile ilgili bilgilendirme

 

Fizyoterapi ve rehabilitasyona ilk başlandığında “Serebral Palsi” (SP) kavramı ailelerde çok oluşmayabiliyor. SP tanısı alan bir ailenin ifadelerine göre: “Doktorun yanından çıktığımızda, çocuğunuz Serebral Palsi tanısı aldı demişti. Hiç bilmediğimiz bir dünyaya girmiştik ve hastaneden ayrılırken son olarak doktordan duyduğumuz gelişmeleri takip etmemiz gerektiği idi”.

Fizyoterapistinizden SP kavramı ve fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları iel ilgili sizi bilgilendirmesini isteyebilirsiniz. Bu tanıyı tam olarak anlayamadığınız zaman çocuğunuzun fizyoterapi ve rehabilitasyonuna yeteri kadar destek olamayabilirsiniz.

 

  • Fizyoterapi  ve rehabilitasyon ile ilgili bilgilendirme

 

Aile, terapide çocuğa ne yapıldığı ve neden yapıldığıla ilgili bilgiye de ihtiyaç duymaktadır.Bu konuda yetersiz bilgi sahibi olursanız yanlış beklenti içerisine girebilmeniz mümkündür. Yapılanların hiçbir işe yarayamayacağı görüşü olabileceği gibi çocuğunuzla ilgili daha yüksek beklentiler içerisine girmeniz de mümkün olabilecektir. Aileye fizyoterapistin kim olduğu ve seanslarda nelerin yapıldığı anlatılmalıdır. Bu tanımlama sonrasında ailenin kendi çocukları için fizyoterapi ve rehabilitasyon ihtiyaçlarının neler olabileceği konusunda fikir oluşturmaları mümkün olabilir.Bazen ailelere “çocuğunuzun ne yapmasını istiyorsunuz” diye sorulduğunda, aile nasıl cevap vermesi gerektiğini bilemeyebiliyor. “Ne sormalıyım” veya “çocuğumun ihtiyacı nedir” diye düşünüp genellikle tam bir yanıt veremeyebiliyor. Bu gibi durumlar için çocuğun günlük yaşamının düşünülmesi iyi bir yaklaşım olabilmektedir. Aile böylece “çocuğum tuvalete yalnız başına gidemiyor” ya da “parka gitmek istiyor” gibi fikirleri oluşturabilir.

Aileler kendilerine düşen görevleri bazen bilememektedir. Ailenin fizyoterapiye yaklaşımı da bu görevleri etkileyebilmektedir. Bazı aileler fizyoterapistin bu işin uzmanı olduğunu düşünmekte ve rehabilitasyon programına hiç karışmamayı tercih edebilmektedir. Bunun tam tersi ise çocuğunu en iyi tanıyanın kendisi olduğunu ve çocuğu ile ilgili tüm konularda uzman olarak kendisini algılayıp fizyoterapistten bağımsız davranabilen aileler de olabilmektedir. Doğru bir fizyoterapi programı planlamasına ailelerin beklentileri de sorgulanıp gerçekçi hedefler oluşturulmalıdır.

Daha uyumlu bir aile-fizyoterapist ilişkisi ile daha başarılı bir rehabilitasyon elde edileceği için ilk başta fizyoterapi programının amacı kesin olarak sorgulanıp öğrenilmeli ve ailenin bu program içerisindeki rolleri konusunda fizyoterapistten bilgi edinilmelidir.

Her seans sonunda evde çocuğa yapabilecekler konusunda öneriler almak gereklidir. Fizyoterapistiniz sizi bu konuda bilgilendirecektir ama bilgilendirmezse sizin bunu sormanızda fayda vardır. Bu konuda yetersiz bilgi almanız durumunda yapılan ortak iki hata vardır:

  1. Fizyoterapistin yaptıklarının yeterli olduğunu düşünerek evde çocuğu tamamen pasif bırakmak,
  2. Fizyoterapistin her yaptığını evde yapmaya çalışmaktır.

 

 

  • Beklentiler ile ilgili bilgilendirme

 

Ailelerin en büyük beklentisi çocuklarının gelecekte bağımsız yaşayabilmesidir. Böylece aileler çocuklarının gelecekte hangi bağımsızlık düzeyine ulaşabilecekleri, neleri yapıp neleri yapamayacakları konusunda bilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu konudaki en büyük endişe ise hayal kırıklığına uğramaktır. Ancak bir bilinmeyenle yaşamak yerine sınırların bilinmesi çocuğa yaklaşım açısından önemlidir ve ailenin çocuğun gelecekteki sınırlarını öğrenmesi önemlidir.

 

İletişim; bilgilendirme sırasında önemli bir faktördür. Yüzyüze iletişim, e-mail vb. yöntemler ile aileler fizyoterapistleri ile sürekliiletişim içinde olmalıdırlar. Aile çocuğunun bir gününü analiz ederken bir günlük tutabilir ve gün içerisinde aklına gelen tüm soruları da bu günlüğe kaydedebilir. Böylece fizyoterapist ile her buluşmada ailenin yeteri kadar bilgilendirmesi sağlanabilir. Uzun süreli analiz gerektiren günlükler içinse çocuğun zorlandığı aktiviteleri belirlemek ve aileyle birlikte çözüm yolları bulabilmek için ek seanslar talep edilebilir.Sonuç olarak; ailenin çocukla birlikte rehabilitasyon programının merkezinde tutulması ile aile çocuğun tüm yaşamını daha kolay kontrol edebilmektedir. Bunun için de ailenin fizyoterapisti ile iyi bir bilgi paylaşımı içinde olması gereklidir.